Farklı Fantezilere Yelken Açan Evlilik -20- Oral

Ben Esra telefonda seni bosaltmami ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Farklı Fantezilere Yelken Açan Evlilik -20- Oral
Uykumu aldığım için uyanmamıştım. Hayır, beni uyandıran odanın camından nazlı bir gelin gibi süzülen güneş ışığı değildi. Maalesef kur yapan, güzel sesli kuşların sesi de değildi beni uyandıran. Sabah daha saat 8 civarındaydı ancak biraz ilerimizdeki yazlık bahçesinde bir çocuk avazı çıktığı kadar bağırıyor, çocuğun sesine annesinin bağırışları eşlik ediyordu. Kaç dakika sürdü bu bilmiyorum ama ortalık durulduğunda benim uykum çoktan açılmıştı. Harika bir gecenin sabahının bu kadar kötü olması sinirlerimi zıplatmıştı. Gökçe’nin üstüme attığı kolu ve bacağından onu uyandırmamaya dikkat ederek kurtuldum. Gökçe arkasını dönüp uykusuna devam ederken ben yatakta doğrulmaya çalıştım.

Tek bir hareket tüm vücudumun alarm vermesine sebep olmuştu. Tüm kaslarım ağrıyla kasıldı ve bir an beni nefessiz bıraktı. Midemden gelen garip sesler ve ağzıma gelen mide suyum sabahı daha da kötü hale getirmişti. Yataktan çıktım ve ayağa kalktım. Dönen başım yüzünden bir iki saniye olduğum yerde çakılıp kaldım. Resmen vücudum ile aramda kıran kırana bir savaş yaşanıyordu. Bir şekilde lavaboya gidip elimi yüzümü yıkayabildiğimde kendimi daha iyi hissediyordum.

Elime sıcak bir kahve alıp evin bahçesine çıktım. Henüz bir iki saat önce doğmuş güneşi selamlayarak küçük yudumlarla kahvemi içmeye başladım. Hava henüz çok sıcak değildi, bilerek bahçenin en çok güneş alan kısmında kahvemi içiyordum, bedenime değen güneş ışınlarının kaslarımı gevşetmesini bekliyordum. İçime taze havayı çektikçe, kahvemi yudumladıkça zihnim açılmaya başlamıştı. Ağrılar artık o kadar sıkıntı vermiyordu. Elimde kahvem ile dün yaşadıklarımızı, Gökçe ve Galip’in bana anlattıklarını düşünmeye başladım. Kafamın içinde Gökçe’nin sesi vardı, onun anlattıkları vardı. O ise henüz bahar gelmediği için açmayan bir çiçek gibiydi o an; derin uykusunda kendini güzeller güzeli, çekici, hoş kokulu bir çiçek misali açmaya hazırlanıyordu.

Gökçe;

Kalktım. Gün son zamanlarda olduğu gibi yine benim için Galip’ten daha geç başlar olmuştu. O çoktan hazırlanıp işe gitmişti, tatil olduğunu zannediyordum halbuki o gün. Her gün birbirine girmişti; artık ne ayın kaçı olduğunu, ne hangi gün olduğunu bilmiyordum neredeyse. Bir ev içinde günümü geçiriyordum. Aslında bir ev içinde değil, kendi zihnimin labirent misali zindanlarında ömür tüketiyordum. Çıkış yolu arıyor, aradıkça bitap düşüyor ve bitap düştükçe daha karmaşık labirentlerin içinde buluyordum kendimi. Her ne kadar düne göre daha iyi hissetsem bile zihnim hala fazla çalışıyor, kaynaklarımı tüketiyordu.

Basit bir kahvaltı yaptım. Gün boyu ne yapacağımı düşünüyordum, iş yoktu son zamanlarda. Bir ara dışarı çıkıp spor yapmayı düşündüm sonra bu fikrimden vazgeçtim. Telefonum yatak odasından çalınca tüm düşüncelerimden sıyrıldım ve oturup kaldığım mutfaktan çıkıp aceleci adımlarla telefonu açtım; arayan elbette Galip’ti. Başka kim arardı Gökçe’yi?

-Merhaba aşkım
-Merhaba kocacığım.
-Uyuyor muydun yoksa, sesin kötü geliyor?
-Yooo. Ama biraz yorgun hissettiğim doğrudur.
-Kıyamam sana…
-Sen nasılsın?
-Bunalmış durumdayım. Son zamanlarda haftanın neredeyse her günü çalıştığımı fark ettin mi bu arada?
-Hiç sorma. İyice zıvanadan çıktı mesain…
-Off.. Neyse. Ya sana kötü bir haberim var. Maalesef bir kaç günlük bir misafir ağırlamak durumunda olabiliriz.
-Ne misafiri? Hem bu niye kötü haber olsun?
-Benim İstanbul’da oturan kuzen var ya hani çok zengin olan…
-Hatırladım. Karun amcayı diyorsun.
-Offf Gökçe ya… Sabah sabah güldürdün ama beni. Ama o, evet.
-O mu geliyor?
-O değil, oğlu…
-Gelsin, başımızın üstünde yeri var.
-Eve gelince konuşuruz. Sorun olmaz değil mi?
-Yok aşkım, niye olsun.
-Tamamdır. Şimdi kaçıyorum ben, akşam erken gelmeye çalışacağım.
-Tamam aşkım, görüşürüz.
-Seni seviyorum.

Telefon kapandı. Misafir hakkında ne düşüneceğimi bilmiyordum, düşünmek için çaba da harcamadım zaten. Çocuğu çok tanımıyordum. Aslına bakmak gerekirse Galip’in ailesini pek tanımıyordum. Galip’in ailesi gerçekten zengindi. Ortalamanın çok çok üstünde gelirleri, çok şatafatlı meslekleri, iyi ünvanları vardı. Ama bahsi geçen, oğlu bize misafir olarak gelecek olan kuzeni aralarında en zenginiydi. Yaşı diğer kuzenlerine göre daha büyüktü ve adam bir bunak gibi konuşurdu. Zenginliği ve bu yaşlı halleri dolayısıyla ben ona Karun amca diye isim takmıştım. Ki adam o kadar yaşlı değildi, tavırları yaşlı gibiydi.

Aklımdan Galip’in akrabalarını çıkarttım. Biraz spor yaptım, dizi izledim, müzik dinledim, Angel ve bize anlattıklarını düşündüm. Bundan bir iki sene önce olduğum Gökçe olmayı çok istiyordum tekrar; dertsiz, keyifli, özgür hisseden, hayatta bir amacı olan…

Akşamın nasıl olduğunu bilemedim. Hava daha yeni kararıyorken kapı açıldı ve o yorgun ifadesiyle Galip belirdi. Sıcak bir karşılama sonrası yine masaya oturduk. Her gün bir önceki günün aynısı mıydı yoksa bana mı öyle geliyordu?

Yemekleri bitirip koltukta Galip ile karşılıklı oturduğumuzda kocamın artık eskisi gibi neşeli, keyifli olmadığını fark ettim Hayat bir değirmen misali bizi öğütüyor, küçük parçalara ayırıyordu. Daha ne kadar küçüleceğimizi kestiremiyordum.

-Günün nasıl geçti?

İlk konuşan ben olmuştum.

-Sıkıcı, yorucu, yoğun…
-Her gün bir önceki günden daha yorgun geliyorsun Galip.
-Az kaldı.
-Neye?
-Terfi almama.
-Yine mi? Daha ne kadar yükseleceksin ve yükseldikçe ne geçecek eline?
-Bilmiyorum ama bana öğretilen hayat buydu işte. Mengene gibi sıkıştıran bir iş hayatı…
-Paramız var mı?
-Ne oldu? Bir ihtiyacın mı var?
-Yoo.
-Paramız var, evet. Niye sorun ama anlamadım.
-Harcayamadığımız ve belki harcayamayacağımız kadar paramız var ve daha fazlası için kocam çalışıyor.
-Bu kısır döngüden kurtulmak… Çok zor.
-Eski hayatımızı istiyorum ben.
-Ben de…
-Eee misafirimiz ne zaman gelecek?
-Off. Bir de o var… Gece yarısı gibi inecekmiş uçağı. Ben gidip alacağım.
-Niye geliyormuş peki?
-Eğitim mi ne varmış bir kaç günlük. Babası aradı sabahın köründe, rica etti bizde kalması için. Hayır diyemedim.
-Zararı yok Galip zaten, takma bile.
-Geçen aylarda yine gelmiş çocuk Ankara’ya. Ama galiba rahat durmamış. Babası gözetimimiz altında olsun, başına iş açmasın diye benden rica etti.
-Ne yapmış peki?
-Tam hatırlamıyorum ama zengin ve şımarık bir ergen irisi ne yaparsa onu yapmıştır. Ne olacak sanki!
-Bunaltma kendini lütfen… Bugün Angel ile konuşacağız bir de galiba.
-Aynen. İptal mi etsek? Ben yorgunum biraz.
-Sen bilirsin.
-Dur, daha saat var zaten. Bakarız bir yoluna.

Bir saate yakın hiç bir şey yapmadan ve doğru düzgün konuşmadan televizyon kanalları arasında mekik dokuduk. Bu sefer sessizliği bozan, konuşmak isteyen Galip olmuştu.

-Angel’in dedikleri hakkında ve Angel hakkında ne düşünüyorsun?
-Akışına bırakıyoruz ya aşkım. Ama bugün görüşmek istiyorum açıkçası. Zarar gelmeyecek diye düşünüyorum. En fazla ne olabilir ki? Böyle saçma sapan bir ruh halinde yaşamaktansa denemek daha iyi olacak bence.
-Haklısın. Peki sorduğu soru? Hani yeni bir şeyler hakkında olan…
-Bakacağız bu akşam. Adım adım gidelim. Belki bir şey olur, fikrimiz değişebilir. Belki tamamen uzaklaşırız bu konulardan, belki içine dalarız… Bilmiyorum şu an. Ama beni rahatlatıyor kadının tavırları. Galiba yani…

Galip düşünceli bir şekilde kafasını sallamakla yetindi. Bir süre daha sessizce oturup televizyon izledik.
Görüşme saati geldiğinde yine Galip;

-Hazır mıyız?
-Ben hazırım.
-Hadi o zaman odamıza gidelim benim güzel karım.

Televizyonu kapatıp odaya geçtik. Galip her şeyi kurdu ve beklemeye başladık. Üstümüzde yine gündelik kıyafetler vardı. Bir an değiştirmeyi düşündüm ama sonra tembellikten dolayı vazgeçtim. Nihayet görüşme talebi geldi ve kabul ettik, Angel’in görüntüsü laptop ekranında belirdi. Bu sefer üstünde göğüslerini ortaya çıkartan bir spor sütyen ve altında kısa olduğunu düşündüğüm bir şort vardı. İç çamaşırı giydiğini ise pek düşünmüyordum.

ANG: Merhaba! Bugün maskeleriniz niye yok? Soygundan vazgeçtik galiba?

Angel’in kahkahası tüm odayı doldurdu. Ona eşlik ettik.

ANG: Nasıl gidiyor bakalım Gökçe?
GÖK: Aynı… Dün ile aynı, bir önceki gün ile aynı, önceki hafta ile aynı…
ANG: Eğer bir insan nasılsın sorusuna ‘aynı’ diye cevap veriyorsa derdi vardır demektir. Nedir seni bunaltan?
GÖK: Tüm bu… Yani arada kalmışlık hissi. Cinsel hayatımızın gittiği yön. İnanabiliyor musun hayatımın tamamını işgal etti bu olanlar…
ANG: Kaygılarınız olması normal ama sana olanlar bence normal değil. Korkuların gerçeğe bile dayanmıyor bence. Lütfen yanlış anlama, bildiğim kadarına göre kendi yorumlarımı yapıyorum sadece. Ama eğer bir şey istiyorsanız yapın. Yapmayacaksanız onu istememeyi öğrenin.
GÖK: Haklısın aslında.
ANG: Bu kadar büyütülecek şeyler değil bunlar. Keyif için, zevk için yapılacak bir şeyin, bir aksiyonun tüm hayatını mahvetmesi ne kadar ironik, haksız mıyım?
GÖK: Haklısın.
ANG: Kendinizi bana bırakmak konusunda ne düşünüyorsun?
GÖK: Şimdilik olumlu düşünüyorum. Dediğin gibi, problem yaşarsam sizinle paylaşırım.
ANG: Ya sen Galip?
GAL: Gökçe’ye katılıyorum.
ANG: Süper! Bir çiftin en özel kararlarına, zamanlarına eşlik edecek olmak çok mutlu etti beni. Eee o zaman bu cenaze evi havasından çıkmayalım mı?
GAL: Olur…
GÖK: Uygun…
ANG: Çok güzel! Hadi biraz yetişkin şeylerden bahsedelim o zaman.

Bir saati geçkin bir süre Angel, Galip ve ben konuştuk. Nasıl oldu ve biz bu kadar rahat bir şekilde Angel’e cinsel hayatımızın kapısını açtık bilmiyordum. Ama eğlenceli ve hoş bir sohbet olmuştu. Angel bize sorular sormuştu; nasıl seviştiğimizi, belirgin fantezilerimizin olup olmadığını, ne sıklıkla anal yaptığımızı… Biz de neredeyse her şeyi anlattık. Dildoları, glory hole olayını, ateşli sevişmelerimizi, Alper’i, masörü, teşhirleri… Hem anlatıyor, hem gülüyor, hem eğleniyorduk ve anlattıkça açılıyorduk. Yaklaşık bir saatin sonunda Angel o rahatlatıcı tavırlarıyla bize bir teklifte bulundu.

ANG: Gerçekten kıskandım sizi, beklediğimden çok daha fazlası var sizde! Yaşadıklarınız, birbirinizi düşünmeniz, rolleriniz… Ateşli bir çiftsiniz. Sadece karanlık bir odada kalmış gibi hissediyorsunuz ve korkuyorsunuz bence. Ben odanın ışığını açıp size etrafı, korkacak bir şeyin olmadığını gösterecek kişi olabilirim! Bunu yaparken dikkat edeceğim elbette.
GAL: Galiba bundan mutlu oluruz.
GÖK: Ne düşünüyorsun peki?
ANG: Açıkçası şu an anlattıklarınızı merak ediyorum. Yani gerçekte nasıl seviştiğinizi… Buna tanık olmayı isterdim…
GAL: Nasıl yani?

Galip yutkundu. Beni de bir heyecan sarmıştı açık konuşmak gerekirse.

ANG: Eğer rahatsız olmayacaksanız tabi… Misal kameranın önünde bir oral sekse ne dersiniz?

Bunu söyledikten sonra kameranın görüş açısından çıktı ve elinde bir vibratör ile geri döndü.

ANG: Eğer siz bu teklifimi kabul ederseniz benim için malzeme çıkmış olur. Bir nevi hep beraber keyif alırız. Ki bu aslında grup sekstir! Yanınızda olsam, size katılsam sonuç yine aynı olacaktı; herkes zevk alacak, boşalacak vs. Bundan fazlası değil! Ama rahat olmanızı, rahat değilseniz bunu sonraya bırakmayı veya hiç yapmamayı tercih ederim.

Galip bana, ben ona bakıyordum. Şaşırmıştım… Daha önce benzerini deneyimlemiştik aslında. Farkı neydi? Zararsız gelmişti bu teklif. Ama içimde fırtınalar kopuyor gibi hissediyordum.

GÖK: Kararı sana bırakıyorum.
GAL: Aynısını ben diyecektim…
GÖK: Angel peki kim kime oral yapacak?
ANG: Elbette o sana yapacak. Yaşasın kadın birliği!

Güldük. Teklife rağmen, durumun heyecanına rağmen gülebiliyorduk. Tekrar Galip ile göz göze geldik. Büyütmenin anlamı yoktu, akışına bırakmaya karar verdim.

Aslında belki gerek yoktu ama yavaşça üstümdeki t-shirt’i çıkarttım. İçimde sütyen yok, sadece askılı bir atlet vardı. Galip heyecanlı gözlerle beni izliyordu. Kaşla göz arasında Galip’in pantolonuna bir bakış attım; garibim sertleşmişti bile. Bir an duraksamanın ardından bu sefer altıma giydiğim bol eşofman altını çıkarttım. Şimdi kocamın karşısında, yabancı denilebilecek bir kadının karşısında külotum ve atletim ile kalakalmıştım. Utanma ile heyecan arasında, tedirginlik ile merak arasındaydım. Ekrana baktığımda Angel meraklı gözlerle beni izliyordu. Mutlu olduğu belli oluyordu.

ANG: Gökçe, Galip’in soyunması seni rahatsız etmezse o da soyunabilir mi peki güzelim?
GÖK: Neden olmasın…

Ne diyeceğimi, ne düşüneceğimi bilemiyordum. Bir kadın vardı karşımızda ve kocamı görecekti. Kıskançlık duymam gerektiğini biliyor ama kıskanamıyordum. Sadece garip bir duygu seli zihnimde akıp gidiyor, ben hiç birini tutamıyordum.

Galip teklif üzerine bir şey demeden gözlerime baktı, bir süre öyle bekledikten sonra üstünü komple çıkardı, sonra altına giydiğini çıkarttı. Hareketleri aceleciydi. O da sadece altında iç çamaşırı ile kalmıştı. Üç yetişkin öylece kalmıştık. Bir süre kimse konuşmadı.

ANG: Galiba tıkandınız. O zaman size öncülük edeyim, siz de rahat edersiniz belki.

Angel elinde tuttuğu vibratörü bir kenara bıraktı. Önce üstüne giydiği spor sütyeni çıkarttı. Spor sütyen çıkarken yukarı doğru gerilen göğüsleri birden sütyenden kurtulduğu anda tekrar aşağı hareket etti. Hafifçe sallanan, düzgün şekilli ve dik göğüsleri çok hoştu. O an aklımdan bir kadınla sevişmek nasıl olur düşüncesi geçti ve bir süre sonra tekrar düşünce seli arasında kayboldu bu düşünce…
Angel tekrar ekrana baktı, ayağa kalktı. Şimdi düzgün bacakları daha net seçiliyordu. Kameranın görüntü kalitesi çok çok iyi değildi ama her şey ortadaydı…

Angel önce arkasını döndü ve sonra yavaş hareketlerle beraber altına giydiği şortunu çıkarttı. Hoş kalçalarıydı bu sefer gözümüzün önünde salınan. Aklımda Galip’in tavırları, nasıl baktığı, ne hissettiği vardı ama gözümü alamıyordum; heyecan verici ve çok farklı bir deneyimdi bu olanlar. Angel bir süre kalçalarını ve selülitsiz, düzgün bacaklarını sergiledikten sonra bu sefer önünü döndü. Bir süre ekranda vajinasının görüntüsü kalmıştı. Sonra yavaşça tekrar yatağının üzerine oturdu. Dudaklarında tatminkar bir gülümseme vardı. Kendini teşhir etmekten, beğenilmekten diğer neredeyse her kadın gibi o da memnundu.

ANG: Beğendiniz mi beni?
GÖK: Çok hoş bir kadınsın.
ANG: Senin kadar değil…

Gülümsedim. Galip yorum yapmaktan kaçınmıştı ama göz ucumla gördüğüm kadarıyla hipnotize olmuşçasına ekrana bakıyordu.

ANG: Eee? Gökçe?

Bu sözler karşısında ben de tereddüt etmeden, acele etmeden atletimi çıkarttım. Ekrana ve Galip’e bakmamaya dikkat ediyordum. Utanmaktan ve utandığım için bu hoş olayı devam ettirememekten korkuyordum galiba… Angel gibi ayağa kalktım bende ve son kalanı, iç çamaşırımı çıkarttım. Sonra yavaşça yerime oturdum. Vajinamın içi muhtemelen sırılsıklam olmuştu bile heyecandan dolayı.

ANG: Bana güzel diyene bak! Gökçe çok seksisin!
GÖK: Teşekkür ederim.
ANG: Seninle sevişmeyi isterdim güzellik!

Utangaç bir biçimde gülümsedim. Angel gerçekten beğeni ile ekrandan beni süzüyordu. Göğüslerimi ve vajimanı ellerimle kapatma fikri bile geçti kafamdan… Galip iyice kontrolünü kaybetmişti; bir bana, bir Angel’e bakıp yutkunabiliyordu sadece.

ANG: Galip senin özelliğin ne? Neden soyunmuyorsun?

Galip önce Angel’e sonra bana baktı. Akışına bırakıyorduk sonuçta; gülümsedim onaylar şekilde. Galip oyunu bozmadı, ayağa kalktı ve yavaşça iç çamaşırını çıkarttı. Erekte olmuş penisi iç çamaşırından kurtulunca havada bir yay çizdi. Bir kamera karşısında, kocamla beraber çırılçıplak oturuyorduk. Karşımızda yine çırılçıplak bir kadın vardı, tanımadığımız, bize çok uzakta yaşayan.

ANG: Gece boyu sizi izleyebilirim. Gördüğüm bedenlerden mutluyum. Ama biraz renklendirsek mi acaba ortamı?

Bu son sözler Angel’in ağzından olabilecek en şehvetli şekilde çıkmıştı. Ortamda çok yoğun bir cinsel elektrik vardı. Herkes heyecanla olacakları bekliyordu. Hareketsizlik anları Galip’in bana uzanıp, başımı avuçlarının arasına alıp, dudaklarıma yapışmasıyla çok şükür bozulmuştu. Dudaklarımdan yavaşça öpüyor, saçlarımı yavaşça okşuyordu. Elleri yavaş yavaş önce boynuma sonra omuzlarıma indi. Kırmaktan korktuğu cam bir eşya gibiydim sanki; temasları nazikti ama ardında çok sıcak izler bırakıyordu.

Galip’in eli göğsümü okşamaya başladığında benim elim de istemsizce Galip’in beline doğru gitti. Belinden kavrayıp kendime biraz daha yaklaştırdım. Galip itiraz etmedi, bana iyice sokuldu. Bir eli göğsümü okşarken dudaklarımdan kendini kurtardı ve diliyle yavaşça, ıslak bir şekilde boynuma doğru inmeye başladı. Boynumda biraz oyalanıp oradan omuzlarıma ve nihayet göğsüme indi. Eli ne zamandan beri klitorisimi okşuyor bilmiyordum. Kendimi bu yeni heyecanın akışına bırakmıştım. Laptop ekranına bakamıyordum ama bir süre sonra merakıma yenik düşüp ekrana kısık gözlerle baktığımda Angel’in dudağını ısırmış bir şekilde arzu dolu bakışlarla bizi izlediğini fark ettim. Bir eliyle o da hafifçe kendi göğüslerini okşuyor, bir yandan kasıklarında parmaklarıyla daireler çiziyordu.

Galip beni yatağın üzerine doğru hafifçe ittiğinde ekran görüş alanımdan çıktı. Belimin çevresinde Galip’in dili geziniyor, bazen hafifçe ısırıyordu. Bir eli kalçamda, diğeri klitorisimin üstündeydi. Yaptığımız şeyin heyecanından dolayı kalbim hızla çarpıyor, nefes almakta güçlük çekiyordum.

ANG: Lütfen devam edin. Ama söylemeliyim siz bu işi gerçekten çok iyi biliyorsunuz! Harika…

Bu sözler üzerine kısa bir utanç dalgası zihnimin o derin ve karmaşık labirentlerinde gezinip gitti.

Galip çoktan kasıklarıma ulaşmıştı. Diliyle her yeri sırılsıklam bırakarak devam ediyordu. Klitorisime gelmesi için uzun süre beklemem gerekecekti.

Tırnaklarımla, acıtmamaya özen göstererek Galip’in teninde gezinmeye çalışıyordum, diğer yandan başını boşta kalan elimin altına almış ve hafifçe kendime doğru bastırıyordum. Sinir uçlarım tamamen uyarılmış haldeydi. Galip nihayet diliyle vajina dudaklarımın arasından olabilecek en ıslak şekilde geçip klitorisime ulaştığında kendimi tutamayıp inledim…

Bacaklarım açıktı; kamera iyi görsün diye Galip başını hafifçe bacağıma yaslamıştı. Angel’in ne kadar görebildiğini bilmiyordum ama bir iki ses duyulmuştu karşıdan. Muhtemelen o da vibratörünü eline almış ve bize eşlik ediyordu. Bunu düşününce kasıklarıma bir sıcaklık yayıldı. Galip’in klitorisim üzerinde gezinen dili, bizi birisinin izliyor oluşu…

ANG: Ahh Gökçe. Ne şanslı kadınsın. Galip sen de ondan farklı değilsin, sen de şanslısın. Orada olmak isterdim. Lütfen bozmayın. Ama söylemeden edemeyeceğim; Gökçe o güzel vajinanın tadını çok merak ettim! Ağzım sulandı buradan sizi izledikçe!

Galip ile beraber beni, kasıklarımı, göğüslerimi, vajinamı yalayan başka bir insan düşüncesi tırnaklarımı Galip’in omuzlarına batırmama sebep olmuştu. Boynumu geriye doğru iyice atmış, anın tadını çıkartıyordum. Sahi başka birisi olsaydı o an yatakta ne olurdu? Aklım garip bir şekilde Alper’e değil Angel’e kayıyordu. Ben de onu okşar mıydım? Veya bir kadınla sevişebilir miydim? Aklıma gelen düşünceler beni ben daha farkına bile varmadan zevkin o ulaşması kolay olmayan doruklarına çıkartmıştı; orgazm oluyordum. Birden gelmişti ve ne olduğunu anlayamıyordum. Galip fark ettiği anda diliyle klitorisime iyice baskı yapmaya, bir elinin üç parmağını ise vajinamın ıslak girişinden içeri sokup geri çıkartmaya başlamıştı. Sarsılıyor, sayıklar gibi inliyor ve hızlı hızlı nefes alıyordum. İki gündür olanları aklım almıyordu…

ANG: Harika… Gökçe… Harikasın!

Nefesimi düzenlemeye çalışım ama mümkün olmuyordu bir türlü. Galip oral sekse ve parmaklarıyla içime girmeye devam ettikçe yeni haz dalgaları beynimden vajinama doğru yol alıyor, bedenimi titretiyordu. Galip ise işi bir nevi şova dökmüş gibiydi; olabildiğince hızlı bir şekilde diliyle bastırarak oval hareketler yapıyor, parmakları bir an olsun durmuyordu. Ne yapacağımı bilemez halde, ellerimi nereye koyduğumu bilemez halde kendimi Galip’e bıraktım; yani kendimi akışa bıraktım.

Belki iki dakika sonra yataktan ancak doğrulabildim. Galip artık yorulduğu için yavaşlamıştı. Ama hala sinir uçlarımdan yayılan dalgalar bedenimin farklı noktalarında kasılmalara sebep oluyordu. Ekrana baktım; Angel vibratörüyle kendini tatmin ederek bizi izlemekle meşguldü. Yüzü çok çekici bir hal almıştı. Boşta kalan eli kontrolsüz bir şekilde kendi göğüslerini sıkıyor, kendi boynunda geziniyordu… Olduğum yerden uzanıp Galip’in başını ellerimin arasına aldım ve fısıltı halinde teşekkür edip tekrar dudaklarımızın buluşmasını sağladım…

Angel’in sesi zorlukla duyuluyordu ama inlediği aşikardı. Biz Galip ile öpüşmeye devam ediyorduk. Galip’in bir eli hala kasıklarımda ya da vajina dudaklarımda geziniyor, değdiği yerleri kavuruyordu. Ne yapacağımı bilemez haldeydim. Ama anın tadını çıkartmaya çalışıyordum ve heyecanım dinmiş sayılmazdı.

ANG: Gökçe… Gökçe eğer sorun olmazsa o uzansın ve sen onun kasıklarını yala… Mmmm… Kasıklarını ve yumurtalıklarını yala. O da bizi izlesin, kendini tatmin etsin… Az kaldı… Ne dersiniz?

Galip’ten onay beklemeden bu sefer ben onu geriye doğru yatırdım. Galip bacaklarını aralamıştı ve durduğum noktadan penisi çok hoş gözüküyordu. Angel’i dinleyip, ne olacak görmek istiyorum. Galip sırtını yatak başlığına dayamış ve gözleri ben ile Angel’in ekrana yansıyan görüntüsü arasında mekik dokuyordu.

Derin bir nefes aldım. Doggy pozisyonundaymış gibi ama kameranın her şeyi görmesi için dikkat ederek eğildim. Angel hafifçe havaya dikilmiş kalçalarımı ve muhtemelen dudakları iyice aralanmış ıslak vajinamı görüyordu. Biraz meyilli durmuştum, böylece Galip’i ve kasık bölgesini ve evet kocamın penisini görebiliyordu aynı zamanda.

Ağzımın içinde iyice ıslattığım dilimle eğildiğim noktadan yani Galip’in kasıklarının başladığı noktadan yalamaya başladım. Yavaşça hareket ediyordum. Bazen çok küçük öpücükler konduruyor ve tekrar öptüğüm yeri yalıyordum. Ben ona dilimle haz verirken kocamın şişmiş yumurtalıkları bazen tenime temas ediyordu. Galip kendini tatmin etmeye başlamıştı, hareketleri kontrollüydü. Bir ara gözlerinin içine baktım başımı kaldırıp; beni izliyordu. Görebildi mi bilmiyorum ama ona gülümsedim. Baştan çıkan üç yetişkin olarak zevk alıyorduk hepsi bu diye geçirdim kafamdan…

Dilim Galip’in yumurtalıklarının başladığı alt kısımlarına değdiği an Galip yerinden sıçradı.

ANG: Hoşuna gitti demek… Sana katılmayı isterdim Gökçe… Göster kendini…

Ekrana bakmıyor ama olanları tahmin etmekte zorluk çekmiyordum. Dilimle yine olabildiği kadar ıslak bir şekilde kocamın yumurtalıklarının altını yalamaya devam ettim, her dokunuşum bir inlemeyle karşılık buluyordu… Bu kısımlara ileride daha çok çalışmalıyım diye düşündüm. Ben dilimle gezdikçe Galip hızını arttırmaya başlamıştı ve artık odada penisini sıvazlayan elinin sesi yankılanıyordu. Belli belirsiz ‘Gökçe’ diye sayıkladığını duyabiliyordum…

ANG: Yaklaştı o da. Hissedebiliyorum… Ohh… Devam…

Galip birden saçlarımdan kavramıştı boşta duran eliyle. Ağzından yüksek bir perdeden ‘Gökçe!’ sözü sıyrılıp geldi. Başımı penisine yaklaştırmaya çalışıyordu, itaat ettim. Daha penisini ağzıma alırken boşalmaya başladı Galip. Hızlı bir şekilde kontrolü elime daha doğrusu ağzıma aldım. Hızlıca kocamın penisini ağzımda gezdirmeye başladım. Zaten dilimden dolayı ıslak olan yumurtalıklarını da elimle hafifçe okşuyordum. Ağzım şimdiden dolup taşmıştı ama devamı geliyordu, Galip durmak bilmiyordu. Hala ismimi sayıklıyordu. O sırada nefes nefese kalmış Angel’in sesi duyuldu.

ANG: Sakın yutayım deme…

Bu garip isteği aklımın bir köşesinde tutmaya çalışarak oral yapmaya devam ediyordum. Ağzım iyice dolmuştu, bir kısmı istemsizce bile olsa boğazımdan aşağıya indi, ılıktı…

Nihayet sperm gelmediğinde Galip’in inlemeleri, kasılmaları bitmişti. Ağzımda penis ve çokça sperm ile bekliyordum. Dudaklarımı olabildiği kadar sıkıca kapatarak penisi ağzımdan çıkarttım. Dökmemeye gayret ediyordum ama ufak bir kısım dudaklarımdan süzülüp çeneme doğru aktı. Galip’in gözleri kapalıydı. Hala derin derin nefes alıyor, bir eliyle penisini hafifçe okşuyordu. Bir elim kocamın yumurtalıklarını hafifçe kavramış halde bekliyordum.

ANG: Ağzında ne varsa benimle paylaş Gökçe. Yaklaş…

Ağzım hala kapalı ve spermle doluydu. Zorlukla burnumdan nefes almaya çalışıyordum ama yetmiyordu. Kameraya iyice yaklaşıp ağzımı araladım. Angel ritmi arttırmıştı, bir kadın olarak onun da boşalmaya yakın olduğunu kestirebiliyordum…

Galip’in görüş açısını kapatmamaya dikkat ediyordum ağzımın içini Angel’e gösterirken. Bir süre ekranda beni izleyen Angel’in dudaklarından anlamsız ifadeler çıktı. Ben hala ağzım açık beklerken zorlukla ‘yut’ dediğini duyabildim. Ağzımı kapatıp yutkundum. Tüm spermler boğazımdan geçti, zor olsa da bir çırpıda hepsini yutmuştum. O sırada Angel inleyerek boşalıyordu. Bir kadının boşalmasını bu kadar yakından izlemek bana zevk veriyordu. Kasılmaları, kendinden geçmesi, inlemeleri, tırnaklarıyla kendi bedenine bastırması, nefes almaya çalışması, yutkunurken zorlanması… Büyülenmiş gibi Galip ile beraber izlemeye devam edebildik sadece…

Angel boşalmış, kendine gelmişti. Şimdi kameradan o bizi, biz onu izliyorduk.

ANG: Harika bir deneyim oldu. Teşekkür ederim. Gökçe bu arada söylemeliyim müthişti!
GÖK: Teşekkür ederim.
ANG: Umarım rahatsız olmamışsınızdır? Sizce nasıldı?
GAL: Değişik.
GÖK: Farklı.
ANG: Yani? Olumlu, olumsuz?
GAL: Olumlu…
GÖK: Olumlu anlamda.
ANG: Çok mutlu oldum. Bu günlük bana müsaade edin. Başka bir zaman tekrar edelim ama. Sende yanağını ve çeneni temizlemek istersin belki Gökçe… Orada olup dilimle temizlemeyi isterdim…

Güldü. Angel’in dedikleri libidomu tekrar yükseltmeye yetmişti… Anlam veremiyordum ama gerçekten yanımızda olmasını istediğimi fark ettim.

GÖK: Keşke…

Angel bir şey demedi, yine gülümsemekle yetindi ve muzipçe göz kırptı.

Görüşme sonlanmış ve biz sarmaş dolaş yatakta yan yana duruyorduk, birbirimize sarılmıştık. Angel bana görüşme yaptığımız program için hesap açmamı söylemişti kameraları kapatmadan hemen önce. Kız kıza muhabbet etmek iyi olabilir demişti muzip bir şekilde. Aklımda yaşadıklarımız dönüp duruyordu ama Galip ile bu olanları konuşmuyorduk. Tüm düğümler çözülmemişti ama daha iyi hissediyordum.

Esen düşünce rüzgarları her şeyi uzaklaştırmış ama Angel’in son sözleri aklımdan bir türlü çıkmamıştı; “Orada olup dilimle temizlemeyi isterdim…” bunun üzerine ne denilebilirdi? İkimizin beraberce Galip’i yaladığını, sırayla oral yaptığını düşlemeye başlamıştım. Bazen görüntü değişiyordu; Ben Galip’e, Angel bana oral yapıyordu. Düşlediğim her farklı pozisyon libidomu tetikliyor, olumsuz düşünceleri zihnimden uzaklaştırıyordu. Alper’in penisinin her deliğime sertçe girmesinin hayallerini kurarken nasıl oldu da Angel ile beraber kocama oral yaptığımızı düşünmeye başladığımı anlamaya çalıştım ama aradığım cevapları bulamadım.

Galip hazırlanıp misafirimizi karşılamaya giderken bende yüzümü yıkamıştım. Yatağa çıplak vaziyette uzandım ve acaba Angel yanımızda olsaydı ne olurdu diye düşünürken uyuyakaldım…

—————————————

Yazar notu: Arkadaşlar olayların aslına sadık kalarak yazdığım için biraz ‘az aksiyon’ var gibi gelebilir size. Bir kaç bölüm sonra işler biraz kızışacak.:)

Beğeniniz için teşekkür ederim. Yorumlarınızı esirgemeyin lütfen.

Ben Esra telefonda seni bosaltmami ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Bir cevap yazın